Bir Girişimcinin Askerlikle İmtihanı – 3. Bölüm: Bitmeyen Sıra

Valiz Winrar’dan hallice. İçerisine sıkıştırdığım kıyafetlerim tam bir mükemmellik abidesi. Düzenli ve tertipli. İçerisinden bir şey almak aya uydu göndermekle eş değer. Üstümdekileri çıkartmadan yatıyorum. Uyuyamıyorum.

Ya cüzdanım çalınırsa?
Ya valizim çalınırsa?

Endileşiyim. Gerginim. Kaçta uyuduğumu bilmiyorum.

Sabah çavuşların tatlı söylemleriyle uyanıyorum. Başladık diyorum. Gülüyorum. Hala içinde bulunduğum duruma alışmaya çalışıyorum. Tıraş olacağım malum. Emir böyle..

En son lisede permatik vurmuştum suratıma. 3 bıçaklılara karşıyım. İçimde gelenekselcilik yatıyor. Ahlat Ağacı’ndan hallice. Baba oğul ilişkisi. Permatiğin plastiğini kesiyorum babam gibi. Aynı fuşu ile suratımı doğruyorum. Wolverin gibi sakallarım var. Ters çıkıyor. Malum bıçak almıyor. Üstesinden bu geliyor. Zaiyatım az. Bir kaç kırmızı nokta. Büyümeden olaya müdahale ediyorum. Kalıyor geriye 167 tıraş..

Çanlar çalıyor. Mıntıka seansı için tüm hazırlıklar yapılıyor. Yarım metre arayla diziliyoruz. Bir yukarı bir aşağıya gidip izmartileri topluyoruz. Ben genelde almıyorum. Tiknisiyorum. Haliyle dedemden işin çakallıklarını öğrenmiştim.. Ne kadar almasam bile parmaklar hasretini gideriyor. Kavuşuyor izmarite. Bir yukarı bir aşağı gidip geliyoruz. Malum temizlik önemli. Hangimiz sevmedik ki zaten çılgınlar gibi?

3. bölüğün mıntıka alanı çok geniş. Bitmiyor. Bir yeri bitiriyoruz bir yer daha çıkıyor. Senaryosu geniş oyun gibi. Tek sorun oyuncuların biz olması. Yoksa dışarıdan izlemek eğlenceli. Sıracılık diyorlar buna…

Arkasından kahvaltıya geçiyoruz. Kahvaltıyı gördüğüm an gözüme az gözüküyor. Sıraya girmemize rağmen üst devreler sıraya bodoslama dalıyor. Yarıyorlar hatları. Kural böyleymiş. Ses çıkartamıyorsun tabi..

Süper Mario görünümlü çavuş kahvaltının çok iyi olduğunu içeren dans figürü sergiliyor. Adet böyleymiş. Kahvaltı iyiyse apaçiden hallice dans edeceksin. Kıvırma ve belden savurması iyiydi. Yetenek Sizsiniz Türkiye yarışmasına katılsa 2 evet alırdı. Acun kesin hayıra basardı..

Askerlik süresince sabah kahvaltılarının az verilmesiyle ilgili mantıklı bir cevap bulamadım. Açıkçası hala da merak ederim.. Son güne kadar hep az geldi. Her sabah yarı aç kalktım sofradan.

İçtima için hazırlıkları yapıyoruz. Kısaca; Sıraya gir. Herkesin gelmesini bekle. Sayı al. Bekle (Bundan sonra bu mükemmel dörtlü seansa SSB kısaltması yapacağım.)

SSB’yi tamamladıktan sonra teğmen geliyor. Havalar o biçim. Yıldız gözümüzü alıyor. Işık saçıyor. Hangi galaksiden olduğunu bilmiyorum ama bizden biri malum. Konuşması umut veriyor. Söylemleri karşısında hangi asker mantığını zorlayabilir ki? 3 yıldızlı geliyor. Yüzbaşı..

Daha ilk günün sabahında teskere alan bir kişiyi görüyorum. Bileti oluyorum onun. Arkasından uzunca bakıp acaba bizde o günü görebilecek miyiz diyorum. Hayıflanıyorum.

Faaliyetler dağıtılıyor, elimizde valizler katılaşa gidiyoruz..

Bilimum katılış işleri; soyun. Sıraya gir. İmza at. Muayene için sıraya gir. Aşı için sıraya gir. Aşı ol. Aşıdan korkanları teselli et. Sıraya gir. Kıyafetlerini al. Kamuflajlarını giy. Botlarını dene, büyük geliyorsa değiştir..

Sıraya gir.
Sıraya gir.
..
..
..
Ve sıraya gir…

Uzun dönemle kısa dönem burada ayrılıyor. İlk defa bu ayrım kıyafet sırasında yapılıyor. Artık fişlendik. Gözlerden küfürler fışkırıyor. Aynı gün bot bağlamamıza karşı aramızda 180 gün var. Kısacası ben şu an evdeyken onlar 150 sayıyor..

Çabuk adapte oluyorum. 12 kişilik efsane bir grup oluyoruz. Her şeye beraber gidiyoruz. Ara ara birbirimizi kaybediyoruz. Banka sırasına giriyoruz. Hesap kartlarımızı alıyoruz.

Her şey yapılıyor. Bölüklere ayrılmak için son sıraya giriyoruz. Otobüs bizi bölüğümüze, ebedi eğlence merkezine götürüyor. Alay büyük. Kaybolmak an meselesi..

Kurduğumuz 7 kişilik grup ile ranzalarımızın yan yana olması için beraber sıraya giriyoruz. Öyle de oluyor. Bundan sonrası Washington portakalı tadında…

İkinci gün de öyle ya da böyle geçiyor. Bölük efsane güzel. Ağaçlar, banklar, askerler mesire yerinde keyif sigaraları yakıyorlar.. Ortamda mangal havası var. Ama her şey eksik..

***

Rütbeleri çözmeye çalışıyorum. Herkes komutan. Herkes rütbeli. Kollarda ve omuzlarda adeta bir şölen havası var. Çizgiler Tron pisti gibi. Tek farkı sadece yeşiller.. Her yer, gözün alabildiği her yer yeşil..

Yazıyı beğendiysen sosyal medya hesaplarında paylaşabilirsin ⚡

“Bir Girişimcinin Askerlikle İmtihanı – 3. Bölüm: Bitmeyen Sıra” için bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.